Van’ın Başkale ilçesinde yaşanan ve uzun süredir gizemini koruyan olayın perde arkası aralanmaya başladı. Yaklaşık 2,5 yıl önce amcasının evinde Kalaşnikof silahla vurulan ve ilk başta intihar olarak kayıtlara geçen Damlanur Sarihan’ın hikayesi, araştırmalar sonucunda cinayet olduğu ortaya çıktı. Olay sonrası yapılan titiz incelemeler ve yürütülen soruşturmalar, olayın aslında bir cinayet planını işaret ediyordu.
Jandarma ekipleri, üç ilde düzenlediği koordineli operasyonlar neticesinde olayla bağlantılı toplam yedi kişiyi gözaltına aldı. 10 Ocak 2024 tarihinde, amcası F.S.’nin evinde gerçekleşen olayda, Damlanur’un vücudunda iki kurşun izi tespit edildi. Olay yerine getirilen polis ve adli ekipler, olay yerinde bulunan ve üzerinde parmak izi bulunmayan Kalaşnikof silah ile birlikte, genç kızın ölümüne zemin hazırlayan detayları gözler önüne serdi. Ayrıca, olay günü Dramatik detaylar içeren aile içi gerginlik ve sözlü atışmaların da soruşturma dosyasına eklendi.
İncelemeler sırasında genç kızın telefonlarındaki mesajlaşmalar dikkat çekti. Erkek arkadaşı olduğu öne sürülen S.Y. ile yaptığı yazışmalar, olaydan yaklaşık 36 gün önce intihar edeceklerine dair ipuçları içeriyordu. S.Y., ifadesinde, aralarındaki ilişkinin daha sonra düzeldiğini ve olay günü herhangi bir gerilim yaşanmadığını belirtti. Ancak, gizli tanık ifadeleri ve deliller, bu açıklamaları çelişkilere uğratacak nitelikteydi. Olay yerine yapılan detaylı incelemelerde, odanın dağınıklığı, kıyafetlerin yerde olması ve odanın giriş kapısının yanında bulunan telefon gibi unsurlar, olayın bir intihar değil, farklı bir planın sonucu olabileceğine işaret ediyordu.
Ayrıca, cenaze töreninde aile fertleri arasındaki sözlü anlaşmazlıklar ve beyanlar da dosyaya dahil edildi. Amca F.S.’nin, cenazedeki başka bir kişiye “Sen başımı belaya sokacaksın” diye hitap etmesi ve annenin, cenazede “S.S gözüme görünmesin, yaktın bizi” gibi sözleri, olayın içine aile içi gerginliklerin de karıştığını gösterdi. Bu ifadelerin, olayın detaylarını anlamada önemli ipuçları sunmasıyla birlikte, soruşturmanın kapsamını genişleten yeni veriler ortaya çıktı.
Adalet Bakanlığı ve failin suçlarının aydınlatılması amacıyla özel bir birim olan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı devreye girdi. Yapılan çalışmalar ve gizli tanık anlatımları, olayın başlangıçta düşünüldüğünden çok daha farklı olduğunu ortaya koydu. Gizli tanıklar ve aile üyelerinin çelişkili ifadeleri, olayın intihar değil, cinayet ve infaz olduğunu doğruladı. Ayrıca, olayda kullanılan silahın, intihar için uygun olmadığı ve üzerinde parmak izi tespit edilmediği de önemli ayrıntılar arasında yer aldı. Bu gelişmeler ışığında soruşturma derin hale getirildi.
İlginç detaylardan biri ise, olay sonrası amca S.S. ve yakın akraba E.S. arasında oluşan husumetin büyümesi ve ailesinden uzaklaşmaları oldu. E.S., olaydan sonra ailesiyle birlikte köyü terk etti ve yeni telefon hatları edinerek, S.S. ile yoğun iletişime geçti. Bu durum, olayın arka planındaki karmaşık aile ilişkilerini ve olası planların varlığını işaret ediyor. Üç farklı ilde gerçekleştirilen operasyonlar kapsamında, S.S. Çerkezköy, E.S. ise Yüksekova’da gözaltına alındı. Soruşturmanın sürdüğü ve şüphelilerin ifadelerinin alınmasıyla, olayın gerçek yüzü ve faillerin kimlikleri netleştirilmeye çalışılıyor.
